Sadreddin ÖZÇİMİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sadreddin ÖZÇİMİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ekim 2008 Perşembe

Ebru Sanatı

Ebru Sanatı Nedir?


Birbiri içine geçmiş, ancak karışmamış, bakışla ayırdedilebilecek biçimde duran renk ve şekillere "EBRU" denir. Sanat olarak EBRU, su üzerine serpiştirilen sıvı boyanın rasgele bezendiği şekillerin ve bu şekillere müdahele edilmesiyle meydana gelen figürlerin kağıda aktarılarak sergilenmesidir. Ebru sanatının bir özelliği de geleneksel Türk el sanatlarından olmasıdır.



Birçok eski eserde süsleme amacıyla kullanılan ebru, günümüzde daha çok çerçevelenip duvar süsü olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, ebru yapmak insan ruhunu ferahlatan ve pozitif düşünceye yönlendiren bir eylem olduğu için, günümüzün stres dolu dünyasında, hergün daha fazla insanımız ebruya ilgi duymaktadır.


Ebru, geleneksel el sanatlarımızdan olmasına rağmen yakın zamana kadar unutulma tehlikesi ile karşı karşıyaydı. Dünya çapında çeşitli milletler tarafından sahiplenmeye başlanmış, bazı ülkelerde ebru yapımı sırasında kullanılan malzemeleri üreten firmalar boy göstermişti. Ebru sanatında son devrin piri merhum Mustafa Düzgünman gerek yetiştirdiği öğrencilerle gerek bu sanata kazandırdığı anlayışla manevi hazinelerimizden ebru sanatının yaşatılmasında büyük rol oynamıştır.



Ebru yapımına başlamadan önce tekne kitreli su ile doldurulur.


Ebru teknesi basitçe alüminyum bir baklava tepsisi gibidir. Kitre ise bir bitkinin öz sıvısı olup baharatçılarda (attarlarda) satılır. Sinme bir avuç veya tepeleme iki çoba kaşığı kitre iki litre kadar su içinde 2, 3 veya 4 gün bekletilerek kitrenin su içinde iyice şişmesi sağlanır. Şişen kitre su içinde el ile yoğurularak suya yedirilir. Kitreli su boza kıvamında veya az seyreği olmalıdır. Hazırlanan sıvı ince bir tülbent ile süzülerek temizlenir. Son haliyle tekneye yavaşça (köpürtmeden) boşaltılır.


Ebru sanati Ebru yapımında toprak boya kullanılır.


Değişik renklerde toprak boyalar ayrı ayrı iki cam yüzey (veya seramik, krom) arasında iyice ezilir. Ezilme esnasında hafif su katılır. Elde edilen çamur kıvamındaki boyaya sığır ödü katılarak 15 gün veya bir ay kadar bekletilir. Boyanın öd asidiyle pişmesi sağlanır. Beklemeden sonra mamül sulandırılarak kullanılır. Boya açılmıyorsa öd katılır. Rengi açmak için boya sulandırılır.


Bir ebru bir defa yapılabilir.


Hazırlanan boyalar fırça veya metal çubuk yardımıyla daha önce hazırlanmış olan kitreli suyun üst yüzeyine damlatılır. Bir desen veya figür yapılacaksa yine metal çubuk, tarak v.b. aletler ile şekillendirilir. Boyaların açılmasını ve şekillerin yuvarlaklığını kesin olarak belirleyemeyiz. Ancak fikir sahibi oluruz. Yaptığımız ebrunun tam olarak nasıl olacağını değil neye benzeyeceğini bilebiliriz. Bu yüzden iki defa aynı ebruyu yapmak imkansızdır. Her ebru, yapıldığı anın imzasını taşır adeta...


Kağıt tekneye serilir, iş tamamlanır.


Kağıt düzgünce tekne yüzeyine bırakılır, boyanın kağıda işlemesi sağlanır. Kağıt temiz ve rüzgarsız bir ortamda kurumaya bırakılır.


Sadreddin ÖZÇİMİ

1955'te Konya'da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Konya'da tamamladıktan sonra İTÜ Türk Mûsikîsi Devlet Konservatuarı'nın Temel Bilimler Bölümü'ne ilk giren öğrenciler arasında yer aldı. Eğitimini ney sazı üzerine tamamlayarak 1979 yılında mezun oldu. Konservatuar öğrenimi sırasında Aka Gündüz Kutbay ve Niyazi Sayın'ın öğrencisi oldu.


Mezuniyetinden önce 1977 yılında Dr. Nevzad Atlığ yönetiminde yeni kurulmuş bulunan İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği Korosu'na ney sanatkârı olarak girdi. 1980 yılında döndüğü Konya'da, dönemin belediye başkanı Mehmet Keçeciler'in isteği üzerine, belediye bünyesinde bir konservatuar kurmak amacıyla çalışmalarına başladı. Önce Konya Belediyesi Türk Müziği Korosu'nu kurdu. Bu koroda, lise seviyesindeki Konyalı gençlere Türk mûsikîsi öğretti. Bu öğrencilerinden bir bölümü, hâlen, müzik dünyasında başarılı çalışmalarını sürdürmektedir.


1984 yılına kadar Konya Belediyesi bünyesinde çalıştıktan sonra 1984 sonunda Selçuk Üniversitesi'nde müzik okutmanı olarak göreve başladı. Daha sonra Cinuçen Tanrıkorur ile birlikte Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Bölümü'nün kuruluş çalışmaları içinde yer aldı.


1986 yılında İstanbul'a gelerek Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dinî Mûsikû Kürsüsü'nde master çalışmasına başladı. Master tezini, XV. Yüzyıla ait Hızır bin Abdullah'ın Kitâbü'l-Edvâr adlı nazariyat kitabı üzerine hazırladı. Özçimi'nin çalışması, Mûsikî Mecmuası'nın 1999 ve 2000 yıllarında çıkan sayılarında bölümler halinde yayımlandı.


Çalışmalarını, hâlen, 1987 yılında ney sanatkârı olarak atandığı, Necdet Yaşar tarafından kurulup yönetilen İstanbul Devlet Türk Müziği Topluluğu'nda sürdürmektedir.


Sadreddin Özçimi, müzik hayatı boyunca yurtiçinde ve yurtdışında çok sayıda konser turnesine katıldı. İlk olarak 1981 yılında UNESCO tarafından Güney Kore'nin başkenti Seul'de düzenlenen müzik konferansına Necdet Yaşar ile birlikte katılarak konserler verdi. Bu ilk yurtdışı turnesini, yine UNESCO'nun düzenlediği ve İngiltere'de gerçekleştirilen bir diğer uluslar arası konferans izledi. Necdet Yaşar'la beraber konser verdiği ülkeler arasında başta ABD olmak üzere Avrupa'nın bütün ülkeleri, Hong Kong ve Irak yer almaktadır.


Özçimi, ayrıca, Mevlevî mûsikiîsi yapan semâ topluluklarıyla âyinlere katılmak ve başka müzik topluluklarının içinde yer almak suretiyle de çeşitli ülkelere düzenlenen turnelere katıldı. Konyalı olmasının da etkisiyle, 1971-1999 yılları arasında, küçük aralıklar dışında, hemen her yıl, Konya'da düzenlenen Mevlânâ İhtifalleri'nde neyzen olarak yer aldı. Bu görevini son yıllardı "Neyzenbaşı" sıfatıyla sürdürdü.


Solist ve topluluk içinde yer almak suretiyle çok sayıda plak kaset ve CD çalışması yapmış olan Özçimi'nin, Trance-1 adını taşıyan albümünde olduğu gibi, bazı kalıcı nitelikteki çalışmaları yabancı yapımcılar tarafından gerçekleştirilerek yurtdışında yayımlandı.


Sadreddin Özçimi müzik çalışmalarının yanı sıra, klasik sanatların diğer bazı dalları ile de ciddi seviyede ilgilenmektedir. Bunlardan ilki, hocası Niyazi Sayın'dan etkilenerek ve onun yolunda gitmek azmiyle başladığı tesbih yapma çalışmalarıdır. Bu konuda dikkate değer eserleri bulunmaktadır. Öte yandan 1993 yılından itibaren, Hezârfen Necmeddin Okyay'ın talebesi, ebrû sanatkârı Mustafa Düzgünman'dan icazetli olan ve günümüzün önde gelen ebrû ustaları arasında sayılan Alpaslan Babaoğlu'ndan meşk ederek icâzet aldığı ebrû sanatıyla ilgili çalışmalarını ciddi bir çizgide sürdürmektedir. Bu sahada verdiği eserler, yurtiçinde ve yurtdışında çeşitli karma sergilerde değerlendirilmiştir.


Sadreddin Özçimi evli ve Hakkı, Fatih ve Yâsin adlarını taşıyan üç erkek evlat babasıdır.


Kaynak: www.neyzen.com